Sen ve Araştırman – Richard Hamming – Cesaret (2)

Gördüğünüz üzere büyük bilim insanları da dahil olmak üzere birçok insanın sahip olduğu özelliklerden biri, genellikle gençken bağımsız düşüncelere sahip olmaları ve onları takip etme cesaretine sahip olmalarıdır. Örneğin Einstein, 12 ya da 14 yaşlarındayken kendine şu soruyu sordu: “Bir ışık dalgası, o’na bakmak için ışık hızıyla gitseydim nasıl görünürdü?” Elektromanyetik teori sabit bir yerel maksimuma sahip olamayacağınızı söylüyordu ama ışık hızıyla hareket ederse, yerel bir maksimum görecekti. Henüz o yaşlarda, her şeyin tam anlamıyla doğru olmadığı ve ışık hızının kendine özgü bir özelliği olduğu konusunda bir çelişki görebiliyordu. Sonunda özel göreliliği yaratması şans mı? Öncesinde parçaları düşünerek bazı şeyleri ortaya koymuştu. Bu gerekli fakat yeterli olmayan bir koşul. Bahsedeceğim bu öğelerin hepsi hem şans hem de şans değil.

Bir sürü “beyne” sahip olmaya ne dersiniz? Kulağa hoş geliyor. Bu odadaki çoğunuzun muhtemelen birinci sınıf iş yapmak için fazlasıyla yeterli beyni var. Ama büyük iş, sadece beyinden başka bir şeydir. Beyinler çeşitli şekillerde ölçülür. Matematikte, teorik fizikte, astrofizikte, tipik olarak beyin, sembolleri manipüle etme yeteneği ile büyük ölçüde ilişkilidir. Bu yüzden de tipik IQ testi onları oldukça yüksek şekilde puanlar. Öte yandan, diğer alanlarda bu farklı bir şeydir. Örneğin, bölgesel eritme yapan adam Bill Pfann bir gün ofisime geldi. Ne istediğiyle ilgili kafasında belli belirsiz bir fikir ve bazı denklemleri vardı. Bu adamın çok fazla matematik bilmediği ve çok iyi konuşamadığı benim için oldukça açıktı. Sorunu ilginç görünüyordu, ben de eve gittim ve biraz çalıştım. Sonunda o’na kendi cevaplarını hesaplayabilmesi için bilgisayarların nasıl çalıştırılacağını gösterdim. O’na hesaplama gücü verdim. Kendi departmanından ihmal edilebilir seviyede takdir edilerek ilerlemeye devam etti, ancak nihayetinde alandaki tüm ödülleri topladı. İyi bir başlangıç ​​yaptığında, utangaçlığı, beceriksizliği, anlaşılmazlığı kayboldu ve başka birçok yönden çok daha üretken hale geldi. Kesinlikle çok daha açık sözlü hale geldi.

Aynı şekilde başka bir kişiden bahsedebilirim. Seyirciler arasında olmadığına inanıyorum, Clogston adında bir adam. Onunla John Pierce’ın grubuyla bir problem üzerinde çalışırken tanıştım ve hakkında fazla bir şey düşünmedim. Okulda onunla birlikte olan arkadaşlarıma ‘Lisansüstü eğitiminde de böyle miydi’ diye sorduğumda ‘Evet’ dediler. Adamı kovabilirdim ama J. R. Pierce akıllıydı ve devam etmesini sağladı. Clogston sonunda Clogston kablosunu yaptı. Ondan sonra sürekli iyi fikirler ortaya çıkardı. Bir başarı o’na güven ve cesaret getirdi.

Başarılı bilim adamlarının özelliklerinden biri de cesaret sahibi olmaktır. Cesaretinizi toplayıp önemli sorunları çözebileceğinize inandığınızda, başarabilirsiniz. Yapamayacağınızı düşünüyorsanız, neredeyse kesinlikle yapmayacaksınızdır. Cesaret, Shannon’ın sahip olduğu en üstün şeylerden biridir. Sadece o’nun ana teoremini düşünmelisin. Bir kodlama yöntemi oluşturmak istiyor fakat ne yapacağını bilemediği için rastgele bir kod yapıyor. Sonra sıkışıp kaldı. Ardından imkansız soruyu sorar, “Ortalamayı temsil eden rastgele bir kod ne yapardı?” Ardından ortalama kodun yeterince iyi olduğunu ve bundan dolayı en az bir tane iyi kodun var olması gerektiğini kanıtlar. Sonsuz cesarete sahip bir adamdan başka kim bunları düşünmeye cesaret edebilirdi? Büyük bilim adamlarının özelliği budur; cesaretleri var. İnanılmaz koşullar altında ilerleyecekler; düşünüyorlar ve düşünmeye devam ediyorlar.